2008-12-25 01:45:50
Futbolda oyuncu transferi, kaleci ile karşı karşıya kalan bir futbolcuyu izlemenin vermiş olduğu heyecandan farklı değildir. Rakip bir açığınızdan veya zaafınızdan yararlanır ve mülkiyet alanınıza müdahale eder. Bunun için çok şey gözden de çıkartmış olabilir, uzatılan bir ikramı kabul etmiş de.. Gol olup olmadığını görmek hemen kısmet olmasa da anlaması çok uzun sürmez.
Futbolda, klima veya futbol topu karşılığında da transfer yapabilirsiniz, 100 milyon Dolar?a havanızı da alabilirsiniz. Bazıları Paolo Maldini gibi bu dünyaya bir görevle gönderilmiştir ve transfer onlar için 7 büyük günahtan biridir. Bazıları ise Anelka gibi bu yolun yolcusudur ve bu işten keyif almaya odaklanmışlardır.
İzlemesi en duygusal transferler ise genelde güney yarım küreden kuzeye doğru gerçekleşenlerdir. Mutlaka içersinde kaçınılmaz bir fakirlik vurgusu olan transferlerdir. En zevklileri ise hemen gerçekleşmeyenleridir. Konuşmak ve tartışmak için oldukça fazla zaman tanırlar size. Eğer taraflardan biriyseniz nispet yapmak ve küfür etmek için de..
Ancak bir transfer vardır ki Avrupa futbolunun kaderinin farklı çizilmesine neden olmuştur. Real Madrid?in yeni yüzyılda yapmış olduğu tüm transferler ve onların imza törenlerinde onu görebilirsiniz. O, kutsal beyaz formanın teslim alınma anındaki son onay mercii gibidir.
Alfredo Di Stefano, sadece kazandığı ve kazandırdığı kupalar ile değil, 55 yıl önce sadece figüran olarak yer alabildiği bir transfer macerası ile de şu anki futbol dinamiklerini etkiledi.
1953 yılında River Plate?den kiralık olarak gittiği Kolombiya?nın Millionarios takımı ile Real?e karşı özel bir maçta oynamak için Madrid?e gelen Di Stefano, Barcelona?nın hemen dikkatini çeker ve Katalanları harekete geçirir. Kulüp direktörü Pepe Samitier, Di Stefano ile irtibata geçer ve her konuda anlaşır. O sırada kulüp avukatı Ramon Trias Fargas ise işin River Plate ve Millionarios tarafı ile ilgilenmektedir. Transfer hikayesi sorunsuz tamamlanır gibi gözükse de aslında yeni başlamıştır.
1953?ün mayısında Barcelona ile sözleşme imzalamak için İspanya?ya gelen Alfredo Di Stefano?nun transferine FIFA onay verirken, İspanya Futbol Federasyonu?ndan izin çıkmaz. Neden ise oyuncunun haklarını ellerinde bulunduran iki kulüp River Plate ve Millionarios?un bu transfere muvafakat vermesi gerekliliğidir. Bu sorunun da nedeni transferi bitirmek için sorumluluk üstlenen Barcelona yönetiminin kendi arasında ve taraf olan kulüpler ile yaşadığı anlaşmazlıklardır. İşte bu sırada Real Madrid, başkan Santiago Bernabeu ile ilk atağını yapar. Belirsiz süreç nedeniyle konu üzerinde fazlaca hareket alanı bulan başkan, başta Di Stefano olmak üzere, iki Güney Amerika kulübü ile de anlaşır ve Katalanların oyuncu ile varmış olduğu sözlü anlaşmaya nifak tohumunu sokar.
Di Stefano, iki kulübe de söz vermiş bir şekilde kaderinin çizilmesini beklerken, İspanyol Futbol Federasyonu son kararını açıklar ve Arjantinli oyuncuyu iki kulüp arasında kardeş payı yapar. Federasyon, Di Stefano?nun sırasıyla iki yıl Real Madrid?de, 2 yıl da Barcelona?da oynamak suretiyle İspanya?da futbol kalmasına izin verir. Karara büyük bir tepki gösteren Barcelona?da başkan 1 hafta sonra görevinden ayrılırken, geride kalan yönetim itirazlarını sürdürmek yerine 4 milyon Pesata tutarındaki tazminata razı olarak Real Madrid?in Arjantinli oyuncuya tamamen sahip olabileceğini açıklar. Bu kararın verilmesine neden olarak ise iki olay gösterilir. İlki Real Madrid?e sevgisi sonsuz General Franco hükümetinin Katalan kulübe yapmış olduğu baskı -ki bu gerçeklik payı çok daha fazla bir ihtimaldir- ikincisi ise sözleşmenin imzalanma aşamasında Barcelona ile 3 hazırlık maçına çıkan Di Stefano?nun hazırlık maçlarında göstermiş olduğu düşük form düzeyinin Barcelona?yı yanıltması ve transferde çok ısrar etmemesine neden olmasıdır. Bu durum için de Real Madrid?in Arjantinli oyuncudan bu durumu kolaylaştırmaya yönelik özel bir talebi olduğu da iddia edilir.
Sonuç olarak Di Stefano Madrid?e, Di Stefano?nun transferden 1 hafta sonra oynanan maçta attığı 3 gol de Barcelona ağlarına gider. Di Stefano başkentte Puskas, Gento ve Kopa ile Voltran?ı oluştururken, Kubala, Czibor ve Kocsis Katalonya?da hep bir eksik parçayı özleyerek yoluna devam eder.
Arjantinli oyuncu 11 yıl boyunca terlettiği beyaz forma ile 8 La Liga, 5 Avrupa, 1 Kral Kupası ve 1 de Kıtalararası Kupa şampiyonluğu ile Real?in müzesini sürekli doldururken, Barcelona aynı dönemde 2 La Liga, 2 Fuar Şehirleri Kupası ve 3 Kral Kupası ile yetinmek zorunda kalır. Böylece iki takımın bugünkü statüleri de bu transfer ile o yıllarda çizilmiş; Real, dünyanın bir numaraları futbol markası olmayı başarmıştır.
Sözün özü, oyuncu kaçırmak zamanı gelir beyhude bir çaba olur, zamanı gelir sizi futbolda dünyanın en büyüğü yapar. Cemil Turan?ın benzer öyküsü Rıdvan Dilmen dahil, o dönemin birçok genç sporcusuna Fenerbahçe sevgisi aşılarken, Tarık Daşgün?ün Büyükada?da bir yalıda saklanarak geçirdiği günler ev sahibi dışında kimseye bir yarar sağlamamıştır.
Siz siz olun, kaçıracağınız futbolcuyu iyi seçin.. Güzel günler de, hayal kırıklıkları da hemen oracıkta sizi bekliyor çünkü..